backlink paketleri

Çözüm sürecinde tarihi çağrı dünya basınında

Söz konusu gelişmeyi ilk duyuran haber ajansı Reuters oldu. “Abdullah Öcalan, destekçilerini bahar aylarındaki bir silahsızlanma konferansına katılmaya çağırdı” ifadesini kullanan Reuters, bunun Türkiye’nin PKK’yla 30 yıllık mücadelesinde çok önemli bir adım olduğunu belirtti.

Haberde, HDP’li vekil Sırrı Süreyya Önder’in canlı yayında Öcalan’ın açıklamasını okuduğu ifade edildi.

Reuters, “Öcalan’la 2012 yılı sonundan bu yana sürdürülen görüşmelerin; 1984’ten beri çoğu Kürt, 40 binden fazla kişinin öldüğü çatışmaların sonlandırılmasını amaçladığını” belirtti.

Associated Press ise “Hapisteki Kürt lider PKK’ya silah bırakması için çağrıda bulundu” başlıklı haberinde şu ifadeleri kullandı:

“Kürt yanlısı milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın PKK’yı bahar aylarında bir olağanüstü kongre düzenlemeye davet ederek, örgütün silahlı mücadelesinde tarihi bir karar almaya çağırdığını söyledi.”

2 Mart 2015
bosluk

STK’lar tarihi açıklamadan umutlu

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken ve HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile yaptığı görüşme Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki bazı sivil toplum kuruluşları tarafından memnuniyetle karşılandı.

Sivil toplum kuruluşu temsilcileri, PKK’ya silah bırakma çağrısının yapıldığı Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde görüşmenin çözüm sürecinin barışla nihayete ermesi konusunda umutları artırdığı görüşünde.

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, 21 Mart 2013’te gerçekleştirilen Nevruz etkinliğinde Abdullah Öcalan’ın çağrısının Kürt sorununun çözümünde silahların tümüyle devreden çıkarılması ve demokratik siyasetin esas alınması olduğunu hatırlattı.

“Bugün açıklanan çağrı ile artık barış ve çözüm sürecinin en stratejik hedefi olan silahların devreden çıkarılması hedefine yaklaşıldı. Bu çağrı üzerine PKK’nın yetkili organlarını, kongresini toplayarak Türkiye’de Kürt sorununun çözümünde silahların devreden çıkarılacağına dair bir iradeyi ortaya koyduğunu açıklaması önemli bir aşamayı ifade eder” diyen Elçi, böylece sorunun demokratik yollarla çözümü umudunun da ete kemiğe bürünmüş olacağını dile getirdi.

Elçi, şöyle dedi:

“Çözüm sürecinin nihai olarak barışla sonuçlanmasının en önemli unsurlarından ve aşamalarından biri silahların tümüyle devreden çıkarılması. Bu çalışmanın temel hedefi de süreci hızlandırmak. Öcalan’ın bu çağrısı üzerine PKK’nın silah bırakması meselenin barışla sonuçlanması hedefini yüzde 90’ın üzerine çıkarır. Bu son derece umut verici ve önemli bir aşama.”

“Hükümetin elini daha güçlü kılacaktır”

Mazlum-Der Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahim Ay da Kürt sorununun çözümünde silahların miadını doldurduğuna inandıklarını, bunu her fırsatta dile getirdiklerini belirtti.

Sorunun diyalogla çözülmesi gerektiğini, sivil adımlar atılarak barışın mümkün olacağına inandıklarını vurgulayan Ay, “Nihai noktada PKK’nın silahlı mücadeleyi bırakması olumlu bir gelişme. Bu, hükümetin elini Kürt meselesinin çözümü konusunda daha güçlü kılacaktır. Ancak çözüm sürecinde sorumluluklar daha da artıyor” dedi.

Ay, sorunun çözümü konusunda yapılması gerekenlerin hızla gerçekleştirilmesi gerektiğini düşündüklerini aktararak, en önemli aşama olarak görülen silahlar bırakıldıktan sonra çözüme dair mekanizmaların hızla işletilmesinden yana olduklarını kaydetti.

“Gelinen aşama önemli”

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi Başkanı Mehmet Kaya ise Türkiye’nin önemli bir dönemece geldiğini dile getirdi.

Silahların bırakılmasının önemli olduğuna işaret eden Kaya, ancak bundan sonra daha yapılacak çok şeyin olduğunun bilinmesi gerektiğini anlattı.

“Silahsızlanma Kürt sorununda bir sonuçtur. Şimdi bunun ortadan kaldırılması yaşanan ölümler, travmalar, ekonomik ve sosyal kayıplar açısından çok önemli” ifadelerini kullanan Kaya, şöyle konuştu:

“Bundan sonra hızla gerek demokratikleşme gerekse de sosyal, kültürel ve temsiliyet anlamında engellerin ortadan kaldırılmasıyla ilgili adımların atılması çok önemli. Gelinen aşama önemli ancak sorumlulukları artırıyor.”

“Bu hayırlı ve tarihi bir gelişmedir”

Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Murat Koç da yapılan açıklamaların çözüm süreci için tarihi bir gelişme olarak görülmesi gerektiğini belirtti.

Koç, çözüm sürecinin daha sağlıklı yürümesi için böyle bir kararın alınmasının beklendiğini ifade ederek, çözüm sürecinin PKK’nın silah bırakarak, şiddetin, çatışmanın son bulması ve bununla Kürt sorununu doğuran haklar çerçevesinde bir takım yasal düzenlemelerin yapılması olduğunu kaydetti.

Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu hayırlı ve tarihi bir gelişmedir. Bu çağrının PKK tarafından da karşılık bulmasını ümit ediyoruz. Bu noktada siyasiler üzerlerine düşeni yapmışlardır. Böyle bir zemini hazırlamışlardır. Şu anda sivil siyasi alan sivil siyasi zemin PKK’nın silah bırakması açısından uygun durumda. PKK da bu çağrıya inşallah karşılık verir. Burada asıl belirleyici olan PKK’nın bundan sonraki tutumudur. Çünkü çözümün muhatapları tarafından müzakere aşamasına geçildiği ve müzakere koşulları sağlandığı için PKK’nın silah bırakması gerekiyor. Zira PKK müzakerelere geçildiği taktirde silaha son vereceğini ifade etmişti. Bu kapsamda bundan sonra top PKK’da yani Kandil’de. Kandil’in tavrı çözüm sürecinin kaderini belirleyecektir.”

“Sürecin daha hızlı ilerleyeceği yönünde umut oluştu”

Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi da çözüm süreci için toplantının sonunda yapılan açıklamanın çok önemli olduğunu söyledi.

Bundan sonra demokratikleşme için adımların atılmasının beklendiğine işaret eden Elçi, “Bu çözüm sürecinde ciddi bir aşama. Dileriz ki; yol kazasına uğramadan bu müzakereler devam eder ve süreç barışla sonuçlanır. Bu açıklama ile sürecin daha hızlı ilerleyeceği yönünde umut oluştu” şeklinde konuştu.

Elçi, anayasanın değiştirilmemesi halinde sorunun tamamen çözülmesinin mümkün olmayacağını savunarak, yeni bir anayasanın hazırlanmasının gerektiğini dile getirdi.

“Sorunun çözümünü demokratik siyaset belirleyecektir”

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, çözüm sürecinin en önemli eşiklerinden birinin silah bırakma olduğunu, çözüm sürecinin temel amacının PKK’nın silahsızlanması, sorunların demokratik siyasetle çözülmesinin imkanlarının yaratılması olduğunu belirtti.

“Silah bırakılması çağrısı ile çözüm sürecinde temel amacın gerçekleştirilmesi konusunda son derece önemli bir adım atıldı. Bundan sonraki süreçte 21 Mart’ta kutlanacak nevruza kadar PKK’nın Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi terk ettiklerine dair bir deklarasyonu yapması bekleniyor” diyen Coşkun, Kandil’in Öcalan’ın yaptığı çağrının dışında herhangi farklı bir girişimi olacağını düşünmediğini aktardı.

Böylece Türkiye’de müzakere denilen aşamaya geçilmiş olacağına dikkati çeken Coşkun, “Bundan sonra sorunun çözümünü demokratik siyaset belirleyecektir. Bu son derece önemli ve değerlidir, çözüm sürecinde bugüne kadar gelinen en önemli aşamadır” diye konuştu.

Coşkun, silahlı mücadeleden vazgeçildiğinin ilan edilmesinden sonra yeni anayasanın gerçekleştirilmesinin çok daha olumlu bir atmosfer oluşturacağını vurguladı.

(AA)

2 Mart 2015
bosluk

“HDP’nin bu çağrıyı yapması bizi umutlandırdı”

Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Akdeniz, PKK’ya silah bırakma çağrısına ilişkin, “Türkiye’de barışın ve huzurun egemen kılınması noktasında atılmış çok önemli bir adım, özellikle HDP’nin bu çağrıyı yapması bizi gelecek adına çok umutlandırdı” dedi.

Akdeniz, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde bir araya gelmelerinin ardından ortak açıklama yapmalarına ilişkin, yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Hükumet ve HDP heyetinin yaptıkları açıklamaları “müthiş” bir gelişme olarak nitelendiren Akdeniz, şöyle konuştu:

“Ülkemizde uzun yıllardır var olan terör sorununun çözümü için hükumet nezdinde atılan adımların beli bir noktaya geldiğini görmek memnuniyet verici. Hükumet ve HDP yetkilileri tarafından en son görüşmenin ardından yapılan açıklamalar gerçekten müthiş. HDP’nin silah bırakma çağrısında bulunması Türkiye’de barışın ve huzurun egemen kılınması noktasında atılmış çok önemli bir adım. Özellikle HDP’nin bu çağrıyı yapması bizi gelecek adına çok umutlandırdı. Gelişmeler ve yapılan açıklamalar geleceğimiz adına çok önemli.”

Akdeniz, yaşanan gelişmelerin muhtarlar açısından da çok önemli olduğuna işaret ederek, “Muhtarlarımızla çözüm süreci kapsamında toplantılar yapmıştık. Herkes sürecin olumlu sonuçlanması iradesi ve isteği içerisinde idi. Sonuçta o bölgelerde görev yapan arkadaşlarımız var. Onların huzuru ve gelecek kaygısı yaşamadan görev yapabilecek olmaları da sürecin geldiği nokta itibarıyla sevindirici. Ben emeği geçenlere teşekkür ediyor ve ülkemiz adına hayırlı olsun diliyorum” ifadesini kullandı.

2 Mart 2015
bosluk

Türkiye 18 Yıl önce demokrasi faciası yaşamıştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (AKDER) tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen, “28 Şubatlar Binyıl Sürmez” programına katıldı.

Konuşmasının başında dün vefatının 4. senesi olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı rahmetle anan Erdoğan, “Hocamızın milletimize bıraktığı manevi mirasının gelecek nesiller tarafından da örnek alınacağına, takip edileceğine inanıyorum” dedi.

Erdoğan, ülkelerin, milletlerin, insanların hayatlarında önemli dönüm noktaları ve önemli yıl dönümlerinin olduğunu ifade ederek, bunların bir kısmının aydınlığa çıkışın, yeni bir dönemin perdesinin açılışının müjdecisi olduğunu anlattı. Erdoğan, “Bizim için Resul-i Zişan Efendimizin doğum tarihi olan miladi takvimle 571 böyle bir tarihtir. Aynı şekilde milletimiz için Malazgirt Zaferi’ni ifade eden 1071, Osmanlı’nın kuruluş tarihi kabul edilen 1299, İstanbul’un fethi 1453 böyle tarihlerdir. Millet meclisimizin açılış tarihi olan 1920’de böyle bir tarihtir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir de karanlık tarihler ve acı yıl dönümlerinin olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyet dönemine baktığımızda, 1960, 1971, 1980 hep böyle tarihlerdir. Bir de 1997 var tabi. 28 Şubat 1997. Bundan tam 18 yıl önce bugün Türkiye bir demokrasi faciası, bir demokrasi katliamı yaşamıştı. Adına ‘postmodern darbe’ dediler. Ama aslında bu milletin değerlerine, inançlarına, kültürüne karşı başlatılmış fütursuzca, nobranca bir saldırıydı. 28 Şubat bu konuda bir ilk değildi, son da olmadı. Milli şef özlemi içinde olanlar, 1960 darbesini ve bunun peşinde olanlar, neyin peşindeyseler, 28 Şubat’ı yapanlar da aynı şeyin peşindeydiler. Onun izdüşümü olan 1980 darbesini yapanlar, neyi murad ediyorlarsa, 28 Şubat’ı gerçekleştirenler de aynı gayeyi taşıyorlardı. Aynı şekilde 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde bulunanlarla 28 Şubatçıların, hiçbir farkı yoktur. Görünüşte belki isimler farklıydı, yöntemler farklıydı, söylemler farklıydı ama amaç hep aynıydı. Amaç ülkenin yönetimini millete vermemekti. Amaç milletin kendi inancıyla tarihiyle değerleriyle kültürüyle yönetimiyle söz sahibi iktidar olmasını engellemekti. İktidar sahibi olmayı engellemeye gayret edenler bunu başarabildiler mi? Hayır. Fakat onlar öyle kararlıydılar ki her ihtilalde, her müdahalede gerekirse milyonlarca insanın canından olmasını göze almışlardı. Bizim milletimizin devlet terbiyesi, kendi varlığına kastetmiş olsa dahi devleti temsil edenlere fiili mukavemete izin vermediği için böyle bir faciayla karşılaşılmadı. Altını çizerek ifade ediyorum. Bunun sebebi kesinlikle bu darbeleri yapanların aklı, vicdanı, ahlakı değildi. Sadece ve sadece milletimizin ferasetiydi, basiretiydi. Aynı feraset şartlar normale döner dönmez, milletin kendi iradesini ortaya koyarak kendi temsilcilerine sahip çıkmasını da sağlamıştır.”

“Fidan gibi delikanlıların acısı hala yüreklerde taze”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Demokrat Parti ve rahmetli Menderes’in de bu anlayışın ürünü olarak hükümete geldiğini, Özal’ın da yine bu anlayışın ürünü olarak bir ihtilal döneminin ardından milletiyle bütünleştiğini anlatarak, 2001’de arkadaşlarıyla kurduğu siyasi partinin de bir yıl sonra iktidara gelerek aynı şekilde milletin gönlündeki yerini aldığını söyledi.

Milletin hiç bir zaman darbecilere ülkeyi ilanihaye emanet etmediğini ama bu süreçte de acının yaşandığını belirten Erdoğan, rahmetli Menderes’in idamının hala milletin gönlünde kanayan bir yara olduğunu vurguladı.

Onu idam edenleri, idam kararını verenleri kimsenin hatırlamadığını dile getiren Erdoğan, 12 Eylül’de suçlu olup olmadıklarına bakılmaksızın, sırf bir o taraftan, bir bu taraftan anlayışıyla dar ağaçlarına gönderilen fidan gibi delikanlıların acısının hala yüreklerinde taze olduğunu aktardı.

“Bir baba olarak yaşadım”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Aynı şekilde 28 Şubat’ta, okulundan, işinden hatta vatanından edilen haksız yere eziyete uğrayan, zulme maruz kalan insanların yaşadıkları da tüm canlılığıyla tüm gözlerimizin önündedir. Sadece ve sadece başörtüsü taktığı için üniversitelerimizin kapısından çevrilenler, imam hatip okullarında okuduğu, dindar olabilmek veya dindarlığının gereğini yerine getirebilmek için bir gayretin içerisinde olmak, orada okumak için gayret edenlerin 28 Şubat zulmünün içinde nasıl yaşadıklarını burada birçok anne baba gördüğü gibi ben de bir baba olarak yaşadım. Sadece ve sadece bir siyasi partide faaliyet gösterdiği, hatta yalnızca ona muhabbet beslediği için olmadık tacizlere maruz kalan insanlar oldu. Okullarda cadı avına çıkıldı, iş yerlerinde cadı avına çıkıldı. Sokakta hatta camilerde cadı avına çıkıldı. Din adamı kisvesinde başörtüsüne füruat diyenler çıktı ortaya. Meşru hükümete ‘gitsin’ diyenler, ‘beceremediniz artık bırakın’ diyenler, darbe rejiminin ürünü hükümeti, ‘hayırlı olsun’ diyerek, sevinç çığlıklarıyla karşıladılar. Türkiye’nin her meselesi çözülmüş de sadece bu meselesi kalmış gibi tüm kurumlar, kuruluşlar, kamunun tüm insan gücü bu iş için seferber edildi. Takipler yapıldı, tahkikatlar yapıldı, soruşturmalar açıldı, mahkemeler kuruldu, sonuçta birkaç istisna dışında bunların hepsi sonuçsuz kaldı.”

Yasaklanmak istenen başörtüsünün üniversitelerin yanı sıra kamuda da serbest hale geldiğini anlatan Erdoğan, o dönemde orta kısımları kapatılan imam hatip liselerinin milletin göz bebeği kurumları haline geldiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, göreve geldiklerinde imam hatip liselerine 60 bin öğrenci giderken, şimdi bu sayının 1 milyona yakın olduğunu söyledi.

Bunların zorla değil, arzu ile olduğuna dikkati çeken Erdoğan, konuşmasında şu görüşlere yer verdi:

“Açın önünü nereye gitmek istiyor? İmam hatibe, gitsin. Nereye gitmek istiyor? Meslek lisesine, gitsin. Nereye gitmek istiyor? Fen lisesine, anadolu lisesine gitsin. Açın önünü. Bu bir yarış, bu yarışı yapan yavrularımızın önünü tıkamak değil, alternatiflerle onların önünü açmamız gerekiyor. Bunu başarmamız gerekiyor. İşte şimdi bu kilitler kırıldı, yavrularımızın önü açıldı, nereye istiyorsa nereyi başarıyorsa oraya gitmenin adımlarını atıyoruz. Kapılarına kilit vurulmak istenen Kur’an kursları daha da yaygınlaşarak, faaliyetlerini sürdürüyor. Hatta Kur’an dersleri, siyeri nebi dersleri seçmeli ders olarak tüm okullarda okutulabiliyor.

Siyasetten tasfiye edilmek istenen kadrolar bugün ülkeyi yönetiyor. Bürokrasiden kökü kazınmak istenen insanlar, her kurumda en üst noktalarda bulunuyor. Elden ele dağıtılan listelerle ticari faaliyetleri sona erdirilmek istenen firmalar, işlerini daha da büyüterek yollarına devam ediyor. Yarasa diye hakaret ettikleri insanlar milletin umudu, milletin önderi oldular.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından önce çıkan başlıklar şöyle:

“Üniversite kapılarında başörtüleri hoyratça çekilen yavrularımızın gözyaşları hiçbir zaman unutulmayacak”

“’28 Şubat bin yıl sürecek’, diyorlardı, gördük, yalancının mumu yatsıya kadar yanıyordu”

“Bu millet 28 şubatların değil kendi iradesinin bin yıl süreceğini eline geçen her fırsatta haykırmıştır, göstermiştir”

“27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 17-25 Aralıklara kimse teşebbüs edemesin diye yeni Anayasa, başkanlık sistemi diyoruz”

“(Avusturya’daki İslam yasası) Samimiyetlerini göreceğiz, Bu ülkelerde yeni 28 Şubatlar ihdas ediliyor”

“Avusturya Parlamentosu’nda kabul edilen “İslam Yasası”na ilişkin “Bir taraftan AB müktesebatı diyeceksin ama bir taraftan AB müktesebatına tamamıyla ters adımlar atacaksınız. Olay farklı bir zemine doğru kayıyor. Bu kayışı durdurmak zorundayız. Bu ülkelerde adeta yeni 28 Şubatlar ihdas ediliyor. Bu ülkelerdeki kardeşlerimizin haklarını daha etkili şekilde savunabilmek için yeni Türkiye’yi, yeni anayasayı, başkanlık sistemini istiyoruz”

“Bir daha kimse 27 Mayıslara, 12 Eylüllere, 28 Şubatlara, 17-25 Aralıklara teşebbüs edemesin diye ‘yeni Türkiye, yeni anayasa ve başkanlık sistemi’ diyoruz.”

2 Mart 2015
bosluk

“Birliğimizi hep birlikte sağlamamız gerekiyor”

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, PKK’ya silah bırakma çağrısına ilişkin; “Biz terörden yıllarca çektik. Binlerce on binlerce kardeşimizi kaybettik. Bu sorunun bir an önce çözülmesini, halkımızın o yörede huzura kavuşmasını istiyoruz. Artık birliğimizi, bütünlüğümüzü hep birlikte sağlamamız gerekiyor” dedi.

Elvan, Karaman’ın Ermenek ilçesindeki, maden ocağında meydana gelen kazada hayatını kaybeden işçilerin ailelerine verilecek evlerin tapu dağıtım törenine katıldıktan sonra Mersin’in Mut ilçesine geçti. Burada Mut Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret eden Bakan Elvan, çıkışta gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Elvan, PKK’ya silah bırakma çağrısını ilişkin bir soru üzerine, Hükümet’in çözüm sürecini çok önemsediğini belirtti.

Bu konuda bakanların, ilgili kurumların çok yoğun bir mesai sarf ettiğini ifade eden Elvan, “Biz terörden yıllarca çektik. Binlerce on binlerce kardeşimizi kaybettik. Bu sorunun bir an önce çözülmesini, halkımızın o yörede huzura kavuşmasını istiyoruz. Artık birliğimizi, bütünlüğümüzü hep birlikte sağlamamız gerekiyor” diye konuştu.

Elvan, çözüm süreciyle, üniter yapı içinde birlikteliğin sağlanması halinde, bölgede çok önemli gelişmeler olacağını düşündüklerini vurgulayarak, altyapı itibarıyla çok önemli yatırımlar gerçekleştirdikleri Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin hızla kalkınacağını düşündüğünü aktardı.

“Ülkemizde huzur, dayanışma, birlik ve bütünlük istiyoruz”

Bölgenin çok önemli bir potansiyele sahip olduğunu, önemli olanın birlikte ve beraber hareket etmek, huzur içerisinde olabilmek olduğunu dile getiren Elvan, şunları kaydetti:

“Bizim de temennimiz bu. Bu yönde hükümetimiz çok yoğun çaba sarf ediyor. Biz bu uygulamalar yapılırken hiçbir şekilde kamu düzeninin bozulmamasını istiyoruz. Kamu düzeni bizim açımızdan son derece önemli. İnsanların evleri, dükkanları yakıp yıkmasını kesinlikle lanetliyoruz. Bu tür girişimlerde bulunmak isteyenlere veya bunlara öncülük yapanlara yönelik mutlaka gerekli önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyoruz. Zaten İç Güvenlik Pekti’ndeki, şu anda bizim yapmış olduğumuz düzenlemeler 6-7 Ekim hadiseleri nedeniyle ortaya çıkmıştır. 6-7 Ekim hadiselerini çoğu kişi yaşadı. O bölgede yaşayan halkımız, yağmalayan, yakıp yıkan insanları gördü. Ülkemizde huzur, dayanışma, birlik ve bütünlük istiyoruz. Bu yönde çalışmalarımıza devam edeceğiz. İnşallah hayırlı sonuçları hep birlikte alırız.”

2 Mart 2015
bosluk

Dışişleri’nden Libya açıklaması

Dışişleri Bakanlığı, Libya Geçici Hükümeti Başbakanı Abdullah El-Seni’nin, Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklamalarını reddetti.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Libya Geçici Hükümeti Başbakanı Abdullah El-Seni’nin, ülkemizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan son açıklamalarını, daha önceki asılsız ve temelsiz beyanlarında olduğu gibi reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Seni’nin beyanlarının gerçek dışı, Libya halkının Türkiye’ye beslediği hislere tercüman olmadığı ve Libya halkını temsil etmediği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Seni’nin bu açıklamaları Libya’ya ne gibi ‘katkılarda’ bulunduğu belli olan komşu bir ülkede yapması da manidardır. Seni’nin ihtiyaç duyduğu meşruiyeti, bölgedeki art niyetli bir takım çevrelerin aleti olarak kazanamayacağı açıktır. Temennimiz, adıgeçenin bir an önce başka ülkelere değil, Libya’ya ve Libya halkının çıkarlarına hizmet etmeye başlamasıdır.”

Bunun yolunun “Türkiye gibi Libya’nın gerçek dostu olan ülkelere iftira atarak sataşmaktan değil, Libya’daki tüm taraflar arasında BM gözetiminde yürütülen diyalog sürecine samimi katkılar sağlamaktan” geçtiği ifade edilen açıklamada, Libya’nın layık olduğu aydınlık geleceğin ancak bu şekilde inşa edilebileceği belirtildi.

2 Mart 2015
bosluk

Dışişleri Bakan Yardımcısı Koru Cenevre’ye gidiyor

 

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre,  2-27 Mart tarihlerinde düzenlenecek BM İnsan Hakları Konseyi’nin 28. Oturumu’nun Yüksek Düzeyli Bölümü’ne katılacak olan Koru, 2 Mart’ta İnsan Hakları Konseyi’ne hitap edecek.

Her yıl düzenlenen İnsan Hakları Konseyi Yüksek Düzeyli Bölüm toplantısında insan hakları alanında uluslararası gündemde öne çıkan konular ele alınırken, İnsan Hakları Konseyi’nin bir önceki yıla ait çalışmaları gözden geçiriliyor. Bu yılki toplantıya BM üyesi ülkelerden yaklaşık 90 temsilcinin katılımı öngörülüyor.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Koru, ziyaret çerçevesinde BM Cenevre Ofisi binasında “Güvenli Liman Türkiye” adlı serginin açılışını da yapacak. Koru, ayrıca BM İnsan Hakları Konseyi’nin Yüksek Düzeyli Bölümü’yle eş zamanlı olarak düzenlenecek Silahsızlanma Konferansı’nın üst düzeyli toplantısında konuşacak.

2 Mart 2015
bosluk

“Bu intibak projesi tarihi bir adımdır”

Akil İnsanlar Heyeti Karadeniz Bölgesi Grubu Üyesi Oral Çalışlar, PKK’ya silah bırakma çağrısına ilişkin, “Bu bence bölgedeki dengeleri değiştirmek, Türkiye’nin demokrasiye ulaşması ve yeni Türkiye projesini sağlamak açısından Türklerle Kürtler arasında tarihi bir ittifaka giden yolu açabilir” şeklinde değerlendirdi.

Çalışlar, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde bir araya gelmeleri sonrasında yaptıkları ortak açıklamayı izlediğini belirterek, Öcalan’ın çağrısının son derece olumlu ve yerinde bir gelişme olarak gördüğünü söyledi.

Oral Çalışlar, “Bu bence bölgedeki dengeleri değiştirmek, Türkiye’nin demokrasiye ulaşması ve yeni Türkiye projesini sağlamak açısından Türklerle Kürtler arasında tarihi bir ittifaka giden yolu açabilir. Sonuç olarak kargaşa içindeki bölgede bizim en yakın komşularımız Kürtler. Suriye’de, Irak’ta ve İran’da Kürtler var. Kendi içimizde yaşayan, çok büyük bir nüfusu Kürt olan yurttaşlarımız var. Bu intibak projesi, bütün bölgenin kaderini olumlu yönde etkileyecek, çatışmaları birlikte göğüsleme imkanı yaratacak yeni bir adımdır. Ben bunu tarihi bir adım olarak görüyorum ve sevinçle karşılıyorum” diye konuştu.

Akil İnsanlar Heyeti İç Anadolu Bölgesi Grubu Başkanvekili Prof. Dr. Beril Dedeoğlu da yapılan açıklamanın sürpriz olmadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Umalım ki bu çağrıya tüm taraflar uysun. Bu ortamda bazı şeylerin görüşülmesi çok daha kolay olur. En azından gelişmeleri kamuoyunun benimsemesi sağlanır. Gelişmelerden kastedilen çok büyük adımlar değil, bildiğim kadarıyla ve gene bildiğim kadarıyla Öcalan şahsına yönelik özel durumlar talep etmiyor. Dolayısıyla bu daha çok Kürtlerin siyasete taşınmasını kolaylaştıracak adımlar şeklinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu, olumlu kamuoyu yaratılmasına olanak sağlayacağı için hükümet de daha rahat adımlar atacaktır. AK Parti ile Kürt siyasetçiler arasındaki gerilimin de düşürülmesinde rol oynar diye umuyorum.”

“10 madde genel ilkeler”

Akil İnsanlar Heyeti İç Anadolu Bölgesi Grubu Üyesi Doğu Ergil ise kullanılan siyasi dille barış girişiminin artık uyumlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

Silah bırakmanın Kandil’den, siyasi Kürt hareketinden beklendiğini ifade eden Ergil, şunları aktardı:

“Dolayısıyla artık bir barış ortağı olduğunu kabul ediyoruz. Siyasetin dili de yöntemi de bu doğrultuda olmalı. Sürekli dışlayarak, tehditleyerek, aşağılayarak yapılmamalı. Sözü edilen 10 maddeyi dikkatle okudum. Genel ilkeler, genel doğrultular. Bunların somut hale gelmesi, yani uygulamaya, hukuka ve kurumlara dönüşmesi için çok zorlu bir süreç lazım. Bu da müzakereyle olacak. Ama şimdiye kadar resmi bir müzakere süreci başlamadı. Bundan sonra başlayacaksa eğer gerçekten muhataplarının belli olması lazım. Müzakerenin usulünün, aşamalarının, her aşamada neyin müzakere edildiğinin, nasıl bir sonuç beklendiğinin ve ortaya çıkan sonucun da açık olması lazım. Bu şimdiye kadar olmadı. Bundan sonra eğer olacaksa olacak. Diyalogdan müzakereye geçişten söz ediyorsak.”

“Yeni bir anayasal düzen lazım”

Ergil, “Bu temel ilkelerin, ölçülerin üzerinde bir uzlaşma sağlayamadık. Bundan sonra sağlanması lazım. O yüzden silah bırakma kararı bütün bunların olacağına ilişkin bir karşılıklı niyet belirtimi ve ön kabulle başlar. Yoksa ‘silah bırakmak’ dediğiniz şey şartlı bir şeydir. Hangi şartların yerine getirileceği, bu şartların hangi vadede ve ne biçimde yerine getirileceğinin netleşmesi lazım. O yüzden iyi bir niyet belirtiminde bulunulmuştur. Ama bu daha çok başlangıçtır” diye konuştu.

“Umarım silahsızlanma konusunda bir karar verirler”

Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu Üyesi Prof. Dr. Yücel Sayman da çözüm sürecinde silahı bırakıp, bırakmama konusuna taraf olmadığını belirterek, “Silahlı mücadele edenlerin tarafında olan bir kişi değilim. Sadece bundan olumsuz bir şekilde etkileniyorum. O bakımdan bırakılması iyi” dedi.

Sayman, açıklamalarını, Akil İnsan Heyeti’nde yer almış biri olarak yapmadığını belirterek, “Çünkü onun işlevi bambaşka bir şeydi, bitti. Raporumuzu yazdık verdik. Onunla ilgili olarak konuşmuyorum” ifadelerine yer verdi.

Görüşmede, Türkiye’deki silahlı mücadeleden vazgeçilmesi konusunun ele alındığını dile getiren Sayman, bunun kimsenin karşı çıkacağı bir sonuç olmadığını kaydetti.

Silahlı mücadele olmayınca ölümlerin olmayacağını, çatışma olmayınca daha demokratik çözümün yolunun açılabileceğini aktaran Sayman, ancak burada böyle bir çağrının yapılmadığına işaret etti.

Karar almak üzere PKK’nın, bahar aylarında olağanüstü toplantıya çağrıldığını, PKK’nın bahar aylarında bu konuyu görüşerek, karar vereceğini belirten Sayman, şöyle konuştu:

“Umarım silahsızlanma konusunda bir karar verirler. Çözüme ulaştırır mı? Çözüm dendiği zaman silahı bırakıp, bırakmama konusuna ben taraf değilim. Silahlı mücadele edenlerin tarafında olan bir kişi değilim. Sadece bundan olumsuz bir şekilde etkileniyorum. O bakımdan bırakılması iyi. Ama çözüm bakımından ben tarafım. Demokrasiyle çözülmesi bakımından tarafım, çünkü beni ilgilendiriyor. PKK’dan çok, hükümetten çok, devletten çok beni ilgilendiriyor. Benim yaşamımla ilgili bir şey. Elbetteki bundan sonraki her türlü mücadelenin demokratik bir alanda yapılmasını yeğlerim. Böyle de olması gerekir. Hayatım boyunca bunun için mücadele verdim. Belki de onun için akil insanlığı kabul ettim, o platformda gözlemlerde bulanabilmek amacıyla.

Bu çözüm hele hele tartışılan kanunlarla Türkiye’deki demokratik olmayan bir ortamda çözüm olabilir mi? Çözüm olabilir ama demokratik bir çözüm olmaz. Çünkü devlet biçimi olarak demokrasi yok. Onun da gerekleri yapılmıyor. Umarım onunda gerekleri yapılır.”

“Destekliyorum”

Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu Üyesi Mustafa Armağan da Türkiye’nin barışa ne kadar ihtiyacı olduğunun son 2 yıldaki barış sürecinde daha iyi anlaşıldığını belirterek, “Akil İnsanlar olarak sahaya çıktığımızda gördüğümüz şuydu: Toplum genel olarak çözümden yanaydı, şehit cenazeleri görmek istemiyordu ancak bazıları bu sorunu belli bir partinin çözmesine karşı çıkıyordu. Bunun bir parti meselesi olmadığını, bir devlet kararı olduğunu, bu ülkenin asıl bu kafayla gidilirse bölünebileceğini, doğusu ve batısıyla bütünleşmiş bir Türkiye için barış ve çözüme ihtiyacımız olduğunu yılmadan, usanmadan anlattık” diye konuştu.

Armağan, 28 Şubat 2015’in yaptıkları çağrının ete kemiğe büründüğü tarih olarak hatırlanacağını dile getirerek, “Kavganın silahla değil, demokratik usullerle ve mecliste yapılabilmesi, kurşunlarla değil, oylarla mücadele edilmesi ve ülkede herkesi kapsayan kucaklayıcı bir barış ortamının tesisi bakımlarından yapılan ortak açıklamanın ülkemizin ve demokratik hayatımızın önünü açacak bir adım olacağına inanıyorum ve destekliyorum” ifadelerini kullandı.

2 Mart 2015
bosluk

Tarihi açıklamaya CHP’den ilk tepki

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, PKK’ya silah bırakma çağrısına ilişkin, “Eğer silahlar bırakılacaksa, bunu faydalı bulur memnuniyet duyarız” dedi.

Gök, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde bir araya gelmeleri sonrasında ortak açıklamalarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

CHP olarak Kürt sorununun çözümünde silahların bırakılmasını ve parlamento çatısı altında sorunun tartışılarak çözüm üretilmesinden yana olduklarını vurgulayan Gök, “Eğer silahlar bırakılacaksa bunu faydalı bulur ve memnuniyet duyarız” diye konuştu.

2 Mart 2015
bosluk

“Demokratik siyaset açısından çok önemli bir noktadayız”

Akil İnsanlar Heyeti Karadeniz Grubu Başkanı Yusuf Şevki Hakyemez, PKK’ya silah bırakma çağrısına ilişkin, “Sorunun çözümü, demokratik siyaset açısından çok önemli bir noktadayız” dedi.

Hakyemez, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken ve HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile yaptığı görüşme ve sonrasında yapılan açıklamalarına ilişkin, çözüm süreci başladığı zamandan bu yana her iki tarafın yaptığı bu ortak açıklamanın, çok önemli bir adım olduğunu vurguladı. Hakyemez, “Psikolojik açıdan olumlu bir adım. Aynı zamanda çözüm sürecinin en önemli aşamalarından birisi olan PKK’nın silah bırakmasına ilişkin çağrıyı, en önemli aktörlerden olan Abdullah Öcalan’ın PKK’ya yönelik yapması da çok önemli” şeklinde konuştu.

Yapılan açıklamanın ve görüşmelerin gereğinin yerine getirilmesinin önemli olduğunu ifade eden Hakyemez, şöyle devam etti:

“Abdullah Öcalan’ın Nevruz’da okunan mesajı da çok önemliydi. Ama aradan süre geçmesine rağmen silahlı unsurların çekilmesi noktasında istenilen aşamaya ulaşılamamıştı. Fakat hükümet kararlılıkla çözüm sürecinin üzerine gitti. Psikolojik olarak bir beklenti ortaya çıktı. Bu aşamada Öcalan’ın böyle bir talepte bulunması çok önemli. Daha önemli olan şey ise HDP kanadından bir kişinin, hükumetin olduğu bir ortamda bunu açıklaması. Bu da Kandil’e yönelik olarak önemli bir çağrıdır. Umarız ki bunun gereği yerine getirilir. Doğu ve Güneydoğu’da çözüme yönelik beklenti çok yüksek. Bu çağrıya PKK ve Kandil’in uyacağı kanaatindeyim. O nedenle çok önemli bir tarihi aşamadayız. Sorunun çözümü noktasında demokratik siyasetin devreye girmesi açısından çok önemli bir noktadayız.”

Sorunun henüz çözülmüş olmadığını vurgulayan Hakyemez, “Sorunun çözümü artık silahlarla değil de demokratik siyasetle bu işin görüşülmesi gerekir. Bu sorunda demokratik siyaset yoluyla çözülecektir. Bu açıklamanın seçim öncesi yapılması da çok önemli. Süreç aslında geriye kolay kolay dönülemeyecek bir aşamadadır. Bunun gibi hassas aşamalarda yol kazaları, sabote edici girişimler olabilir. Gelinen noktada siyasi kararlılığı oluşturan zemin pekiştirilmiştir. Yol kazalarından asla korkmamak lazım veyahutta sabote edici engelleyici girişimlerin çok açık bir şekilde deklere edilmesi gerekir” dedi.

(AA)

2 Mart 2015
bosluk
  • Sayfa 1 / 2
  • 1
  • 2
  • >
 Son Yazılar FriendFeed
reklam
Smart Backlink
reklam
reklam

Son Yorumlar

Seo firmalar

seo firmalari