“Konu siyasi değil bilimsel bir konudur”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türk Dil Kurumunun “müsait” kelimesi tanımına ilişkin, “Konu, siyasi bir konu değildir, bilimsel bir konudur. Sadece Türk Dil Kurumu sözlüğünde değil, daha önceki sözlüklerde de o şekilde yer almış bir ibare var. Dolayısıyla TDK bilim kurullarında gerekli incelemeler yapılacak ve bu konuyla ilgili gerekli açıklamaları bilimsel çerçevede yapacaktır” dedi.

Kurtulmuş, Türk Dil Kurumunca (TDK) bir otelde düzenlenen “Türkçenin Köken Bilgisi Sözlüğü” çalışma toplantısı sonuç oturumuna gelişinde, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

“TDK’nın ‘müsait’ kelimesi tanımının, Meclis Genel Kurulu’nda tartışmaya yol açtığına” ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, bu konudan, dün kamuoyuyla birlikte haberdar olduğunu söyledi.

Konunun siyasi değil bilimsel olduğuna işaret eden Kurtulmuş, “Sadece Türk Dil Kurumu sözlüğünde değil, daha önceki sözlüklerde de o şekilde yer almış bir ibare var. Dolayısıyla Türk Dil Kurumu bilim kurullarında gerekli incelemeler yapılacak ve bu konuyla ilgili gerekli açıklamaları bilimsel çerçevede yapacaktır. Dolayısıyla bunun bir siyasi tartışmaya dönüşmesi, öyle Türk Dil Kurumunu yıpratmaya dönük bir tartışma haline gelmesine müsaade etmemek lazım” değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, “TDK’da ‘kadın’ kelimesinin ‘hizmetçi bayan’ olarak tanımlanmasına” ilişkin soruyu yanıtlarken de “Bunların hepsi maalesef lügatlerimizde bu şekilde yer almış. Onun için bilimsel bir tartışma konusu diyorum” ifadelerini kullandı.

Bilimsel açıklamanın yapılacağını dile getiren Kurtulmuş, “Ama burada bir ayrımcılık anlamında, kadınları aşağılayan ya da kadına hakaret anlamında bir yaklaşım varsa bunu da zaten TDK, gerekli ilmi çalışmaları yaptıktan sonra düzeltir” diye konuştu.

Kurtulmuş, meselenin ilmi çerçevede ele alınması gerektiğini ve buna ilişkin açıklamayı da TDK’nın yapacağını kaydetti.

-“Bu sorun kalıcı bir sorun da değildir”

Kurtulmuş, “Dolarla ilgili hükümet olarak atmayı planladığınız adım var mı? Dün Başbakanlık’taki ekonomi zirvesinin ardından yapılan açıklamada bir paketten söz edildi, bu paketin içeriği nedir” sorusu üzerine, dünkü toplantının son derece verimli geçtiğini vurguladı.

Ekonominin sadece kur ve faiz politikalarından ibaret olmadığına işaret eden Kurtulmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin 62. Hükümetinin bir ekonomi hedefi bulunduğunu söyledi. Kurtulmuş, “Bu 2023 hedefi, hükümet hedefi olmaktan öte bütün Türkiye’nin devlet hedefi haline gelmiştir” dedi.

Türkiye’nin, büyük bir ekonomi haline gelebilmesi için her alanda atılacak adımlar bulunduğunu bildiren Kurtulmuş, “Bunun kur, faiz politikaları bir tarafındadır, istihdam politikaları bir tarafındadır, üretim ve sanayi politikaları bir diğer tarafındadır. Dün bütün bunları geniş çerçevede ele aldık. Çok uzun bir toplantı oldu” değerlendirmesinde bulundu.

2023 hedeflerine ulaşabilmek için yılda ortalama en az yüzde 5 büyüme hedefini tutturmak gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, “Bununla ilgili neler yapılacak, özellikle bu büyüme hedeflerini, kalkınma hedeflerini sağlayacak adımlar neler olacak, bunlarla ilgili çok titiz bir çalışma yapılıyor” bilgisini verdi.

Kurtulmuş, çok geniş alanda gerçekleştirilen çalışmaların, gelecek günlerde bir paket halinde Türkiye kamuoyuyla paylaşılacağını kaydetti.

Türkiye ekonomisinin sadece kendi başına bir ekonomi olmadığını anlatan Kurtulmuş, küresel ortamdaki gelişmelerin de Türkiye ekonomisini çok ciddi şekilde etkilediğini dile getirdi. Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Avrupa’daki gelişmeler, ABD ve Avrupa Merkez Bankası arasındaki para politikaları bakımından farklı uygulamalar, bunların ortaya çıkardıkları sorunlar, Ukrayna krizi, Rusya’daki petrolün düşmesi, çok farklı nedenlerle birlikte Türkiye’nin iç faktörlerinden kaynaklanmayan yeni bir durum ortaya çıkmıştır. O da maalesef döviz kuru aşırı değerlenmiştir. Bütün bunlarla ilgili tabii atılacak adımlar var. Ancak döviz kurları üzerinde karşılaştığımız sorun Türkiye’nin ekonomik yapısından kaynaklanan bir sorun değildir. Altını üstünü çizerek ifade ediyorum. Bu sorun aynı zamanda kalıcı bir sorun da değildir. Ümit ediyoruz ki çok kısa süre içerisinde dünya ekonomisindeki gelişmeler belli bir dengeye oturur ve Türkiye’deki döviz kurları da belli bir normal seviyeye doğru gelir.”

Bütün bunları çok titiz şekilde, en ince ayrıntılarına kadar dünkü toplantıda tartıştıklarını belirten Kurtulmuş, “Farklı, çeşitli perspektifleri gündeme getirerek, hem büyüme açısından hem döviz, faiz piyasaları açısından hem Türkiye’nin yabancı sermayeyi çekmesi açısından, çok farklı açılardan konu ele alındı” diye konuştu.

Endişe edilecek bir durum bulunmadığına işaret eden Kurtulmuş, Türkiye ekonomisinin bu anlamda birtakım dalgalanmalara karşı son derece hazırlıklı ve dayanıklı bir makroekonomik yapıya sahip olduğunu vurguladı.

Kurtulmuş, “Bundan sonraki ekonomideki temel hedefimiz de 2023 hedefine doğru giderken, hem ekonomik alanda hem siyasal alandaki reform iradesini artırarak devam ettireceğiz ve bu reformların sürmesiyle eş zamanlı olarak Türkiye ekonomisinin üretim kabiliyetini artıracak adımları inşallah gerçekleştireceğiz. Bu paketin de ana felsefesi budur” ifadelerini kullandı.

-“Yanlış tespit etmişsek düzeltiriz”

TDK Başkanı Mustafa Kaçalin de “müsait kelimesinin tanımına” ilişkin sorular üzerine, bu ifadenin, daha önceki sözlüklerde de yer aldığını söyledi.

Kendilerine bir kelimeyle ilgili ikaz gelebileceğini ifade eden Kaçalin, “Biz neyse tespit ediyoruz. Halk buna ‘elma’ diyor, biz de onu yazıyoruz. Biz bir şeyi söyleyip de halkı yönlendirmiyoruz. Halk ne diyorsa biz onu tespit ediyoruz. Yanlış tespit etmişsek düzeltiriz, bizim tespitimiz doğruysa kalır” diye konuştu.

“Konunun gündemlerine ne zaman geleceğine” ilişkin soru üzerine Kaçalin, 15 günden önce olmayacağını söyledi.

Kaçalin, “Sözlükte, kadına yönelik ayrımcı ifadelere yönelik çalışma olabilir mi” sorusunu yanıtlarken de “Bu başka bir şey. Her şeyi yaparız. Havacılıkla ilgili, ziraatle ilgili, kadınla ilgili, yani sözlükte insanımızın ne ikazı varsa şurayı dikkate alın, burada yanlış yapılmış’ gibi” dedi.

“Kadın” kelimesinin “hizmetçi bayan” olarak tanımlanmasına ilişkin soru üzerine ise Kaçalin, kelimelerin anlamının zaman içinde değişebildiğine işaret etti. Herkesin kendilerine uyarıda bulunabileceğini anlatan Kaçalin, “Bu herkesin kurumu, gazeteci yayıncı, spor spikeri, seyyah, herkes kendince bize uyarıda bulunabilir, ‘Bu yanlış, eksik, eskidi’ diye, düzeltebiliriz” ifadelerini kullandı.

(AA)

.

12 Mart 2015
bosluk

“Bu intibak projesi tarihi bir adımdır”

Akil İnsanlar Heyeti Karadeniz Bölgesi Grubu Üyesi Oral Çalışlar, PKK’ya silah bırakma çağrısına ilişkin, “Bu bence bölgedeki dengeleri değiştirmek, Türkiye’nin demokrasiye ulaşması ve yeni Türkiye projesini sağlamak açısından Türklerle Kürtler arasında tarihi bir ittifaka giden yolu açabilir” şeklinde değerlendirdi.

Çalışlar, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nde bir araya gelmeleri sonrasında yaptıkları ortak açıklamayı izlediğini belirterek, Öcalan’ın çağrısının son derece olumlu ve yerinde bir gelişme olarak gördüğünü söyledi.

Oral Çalışlar, “Bu bence bölgedeki dengeleri değiştirmek, Türkiye’nin demokrasiye ulaşması ve yeni Türkiye projesini sağlamak açısından Türklerle Kürtler arasında tarihi bir ittifaka giden yolu açabilir. Sonuç olarak kargaşa içindeki bölgede bizim en yakın komşularımız Kürtler. Suriye’de, Irak’ta ve İran’da Kürtler var. Kendi içimizde yaşayan, çok büyük bir nüfusu Kürt olan yurttaşlarımız var. Bu intibak projesi, bütün bölgenin kaderini olumlu yönde etkileyecek, çatışmaları birlikte göğüsleme imkanı yaratacak yeni bir adımdır. Ben bunu tarihi bir adım olarak görüyorum ve sevinçle karşılıyorum” diye konuştu.

Akil İnsanlar Heyeti İç Anadolu Bölgesi Grubu Başkanvekili Prof. Dr. Beril Dedeoğlu da yapılan açıklamanın sürpriz olmadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Umalım ki bu çağrıya tüm taraflar uysun. Bu ortamda bazı şeylerin görüşülmesi çok daha kolay olur. En azından gelişmeleri kamuoyunun benimsemesi sağlanır. Gelişmelerden kastedilen çok büyük adımlar değil, bildiğim kadarıyla ve gene bildiğim kadarıyla Öcalan şahsına yönelik özel durumlar talep etmiyor. Dolayısıyla bu daha çok Kürtlerin siyasete taşınmasını kolaylaştıracak adımlar şeklinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu, olumlu kamuoyu yaratılmasına olanak sağlayacağı için hükümet de daha rahat adımlar atacaktır. AK Parti ile Kürt siyasetçiler arasındaki gerilimin de düşürülmesinde rol oynar diye umuyorum.”

“10 madde genel ilkeler”

Akil İnsanlar Heyeti İç Anadolu Bölgesi Grubu Üyesi Doğu Ergil ise kullanılan siyasi dille barış girişiminin artık uyumlu hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

Silah bırakmanın Kandil’den, siyasi Kürt hareketinden beklendiğini ifade eden Ergil, şunları aktardı:

“Dolayısıyla artık bir barış ortağı olduğunu kabul ediyoruz. Siyasetin dili de yöntemi de bu doğrultuda olmalı. Sürekli dışlayarak, tehditleyerek, aşağılayarak yapılmamalı. Sözü edilen 10 maddeyi dikkatle okudum. Genel ilkeler, genel doğrultular. Bunların somut hale gelmesi, yani uygulamaya, hukuka ve kurumlara dönüşmesi için çok zorlu bir süreç lazım. Bu da müzakereyle olacak. Ama şimdiye kadar resmi bir müzakere süreci başlamadı. Bundan sonra başlayacaksa eğer gerçekten muhataplarının belli olması lazım. Müzakerenin usulünün, aşamalarının, her aşamada neyin müzakere edildiğinin, nasıl bir sonuç beklendiğinin ve ortaya çıkan sonucun da açık olması lazım. Bu şimdiye kadar olmadı. Bundan sonra eğer olacaksa olacak. Diyalogdan müzakereye geçişten söz ediyorsak.”

“Yeni bir anayasal düzen lazım”

Ergil, “Bu temel ilkelerin, ölçülerin üzerinde bir uzlaşma sağlayamadık. Bundan sonra sağlanması lazım. O yüzden silah bırakma kararı bütün bunların olacağına ilişkin bir karşılıklı niyet belirtimi ve ön kabulle başlar. Yoksa ‘silah bırakmak’ dediğiniz şey şartlı bir şeydir. Hangi şartların yerine getirileceği, bu şartların hangi vadede ve ne biçimde yerine getirileceğinin netleşmesi lazım. O yüzden iyi bir niyet belirtiminde bulunulmuştur. Ama bu daha çok başlangıçtır” diye konuştu.

“Umarım silahsızlanma konusunda bir karar verirler”

Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu Üyesi Prof. Dr. Yücel Sayman da çözüm sürecinde silahı bırakıp, bırakmama konusuna taraf olmadığını belirterek, “Silahlı mücadele edenlerin tarafında olan bir kişi değilim. Sadece bundan olumsuz bir şekilde etkileniyorum. O bakımdan bırakılması iyi” dedi.

Sayman, açıklamalarını, Akil İnsan Heyeti’nde yer almış biri olarak yapmadığını belirterek, “Çünkü onun işlevi bambaşka bir şeydi, bitti. Raporumuzu yazdık verdik. Onunla ilgili olarak konuşmuyorum” ifadelerine yer verdi.

Görüşmede, Türkiye’deki silahlı mücadeleden vazgeçilmesi konusunun ele alındığını dile getiren Sayman, bunun kimsenin karşı çıkacağı bir sonuç olmadığını kaydetti.

Silahlı mücadele olmayınca ölümlerin olmayacağını, çatışma olmayınca daha demokratik çözümün yolunun açılabileceğini aktaran Sayman, ancak burada böyle bir çağrının yapılmadığına işaret etti.

Karar almak üzere PKK’nın, bahar aylarında olağanüstü toplantıya çağrıldığını, PKK’nın bahar aylarında bu konuyu görüşerek, karar vereceğini belirten Sayman, şöyle konuştu:

“Umarım silahsızlanma konusunda bir karar verirler. Çözüme ulaştırır mı? Çözüm dendiği zaman silahı bırakıp, bırakmama konusuna ben taraf değilim. Silahlı mücadele edenlerin tarafında olan bir kişi değilim. Sadece bundan olumsuz bir şekilde etkileniyorum. O bakımdan bırakılması iyi. Ama çözüm bakımından ben tarafım. Demokrasiyle çözülmesi bakımından tarafım, çünkü beni ilgilendiriyor. PKK’dan çok, hükümetten çok, devletten çok beni ilgilendiriyor. Benim yaşamımla ilgili bir şey. Elbetteki bundan sonraki her türlü mücadelenin demokratik bir alanda yapılmasını yeğlerim. Böyle de olması gerekir. Hayatım boyunca bunun için mücadele verdim. Belki de onun için akil insanlığı kabul ettim, o platformda gözlemlerde bulanabilmek amacıyla.

Bu çözüm hele hele tartışılan kanunlarla Türkiye’deki demokratik olmayan bir ortamda çözüm olabilir mi? Çözüm olabilir ama demokratik bir çözüm olmaz. Çünkü devlet biçimi olarak demokrasi yok. Onun da gerekleri yapılmıyor. Umarım onunda gerekleri yapılır.”

“Destekliyorum”

Akil İnsanlar Heyeti Marmara Bölgesi Grubu Üyesi Mustafa Armağan da Türkiye’nin barışa ne kadar ihtiyacı olduğunun son 2 yıldaki barış sürecinde daha iyi anlaşıldığını belirterek, “Akil İnsanlar olarak sahaya çıktığımızda gördüğümüz şuydu: Toplum genel olarak çözümden yanaydı, şehit cenazeleri görmek istemiyordu ancak bazıları bu sorunu belli bir partinin çözmesine karşı çıkıyordu. Bunun bir parti meselesi olmadığını, bir devlet kararı olduğunu, bu ülkenin asıl bu kafayla gidilirse bölünebileceğini, doğusu ve batısıyla bütünleşmiş bir Türkiye için barış ve çözüme ihtiyacımız olduğunu yılmadan, usanmadan anlattık” diye konuştu.

Armağan, 28 Şubat 2015’in yaptıkları çağrının ete kemiğe büründüğü tarih olarak hatırlanacağını dile getirerek, “Kavganın silahla değil, demokratik usullerle ve mecliste yapılabilmesi, kurşunlarla değil, oylarla mücadele edilmesi ve ülkede herkesi kapsayan kucaklayıcı bir barış ortamının tesisi bakımlarından yapılan ortak açıklamanın ülkemizin ve demokratik hayatımızın önünü açacak bir adım olacağına inanıyorum ve destekliyorum” ifadelerini kullandı.

2 Mart 2015
bosluk

“Demokratik siyaset açısından çok önemli bir noktadayız”

Akil İnsanlar Heyeti Karadeniz Grubu Başkanı Yusuf Şevki Hakyemez, PKK’ya silah bırakma çağrısına ilişkin, “Sorunun çözümü, demokratik siyaset açısından çok önemli bir noktadayız” dedi.

Hakyemez, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken ve HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile yaptığı görüşme ve sonrasında yapılan açıklamalarına ilişkin, çözüm süreci başladığı zamandan bu yana her iki tarafın yaptığı bu ortak açıklamanın, çok önemli bir adım olduğunu vurguladı. Hakyemez, “Psikolojik açıdan olumlu bir adım. Aynı zamanda çözüm sürecinin en önemli aşamalarından birisi olan PKK’nın silah bırakmasına ilişkin çağrıyı, en önemli aktörlerden olan Abdullah Öcalan’ın PKK’ya yönelik yapması da çok önemli” şeklinde konuştu.

Yapılan açıklamanın ve görüşmelerin gereğinin yerine getirilmesinin önemli olduğunu ifade eden Hakyemez, şöyle devam etti:

“Abdullah Öcalan’ın Nevruz’da okunan mesajı da çok önemliydi. Ama aradan süre geçmesine rağmen silahlı unsurların çekilmesi noktasında istenilen aşamaya ulaşılamamıştı. Fakat hükümet kararlılıkla çözüm sürecinin üzerine gitti. Psikolojik olarak bir beklenti ortaya çıktı. Bu aşamada Öcalan’ın böyle bir talepte bulunması çok önemli. Daha önemli olan şey ise HDP kanadından bir kişinin, hükumetin olduğu bir ortamda bunu açıklaması. Bu da Kandil’e yönelik olarak önemli bir çağrıdır. Umarız ki bunun gereği yerine getirilir. Doğu ve Güneydoğu’da çözüme yönelik beklenti çok yüksek. Bu çağrıya PKK ve Kandil’in uyacağı kanaatindeyim. O nedenle çok önemli bir tarihi aşamadayız. Sorunun çözümü noktasında demokratik siyasetin devreye girmesi açısından çok önemli bir noktadayız.”

Sorunun henüz çözülmüş olmadığını vurgulayan Hakyemez, “Sorunun çözümü artık silahlarla değil de demokratik siyasetle bu işin görüşülmesi gerekir. Bu sorunda demokratik siyaset yoluyla çözülecektir. Bu açıklamanın seçim öncesi yapılması da çok önemli. Süreç aslında geriye kolay kolay dönülemeyecek bir aşamadadır. Bunun gibi hassas aşamalarda yol kazaları, sabote edici girişimler olabilir. Gelinen noktada siyasi kararlılığı oluşturan zemin pekiştirilmiştir. Yol kazalarından asla korkmamak lazım veyahutta sabote edici engelleyici girişimlerin çok açık bir şekilde deklere edilmesi gerekir” dedi.

(AA)

2 Mart 2015
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed
reklam
Smart Backlink
reklam
reklam

Son Yorumlar

Seo firmalar

seo firmalari